Tabii hemen Network yapalım demekle olmaz bu iş. Öncelikle Network oluşturma nedir, ne değildir diye merak edenler  “Ay Dünya Çok Küçük Vallahi” başlıklı yazıma bakabilirler.  Konunun geçmişi 1967 Yılında Stanley Milgram’ın Küçük Dünya Deneyi’ne dayanıyor. (Small World Experiment) 

Günümüz dünyasında özellikle Türkiye’de iş arayan çok ama iş verenlerde uygun pozisyonlar az. İyi üniversitelerden mezun olsak da, yüksek lisans, doktoramız olsa da eğer özgeçmişimiz çalışmak istediğimiz firmanın insan kaynakları departmanına ulaşamazsa işimiz çok zor. (Network ‘ünüz zayıfsa daha da zor) Ulaştıktan sonra da diğer adaylar arasında öne çıkmamız için bazen kişisel birikimimiz, deneyimimiz yeterli olmayabilir. Ya da onlarca başvuru arasında gözden kaçabiliriz. Sonuçta IK uzmanı karşısında 3-5 sayfalık özgeçmiş (CV) ‘den ibaretiz 🙂 .

Burada torpilden bahsetmiyorum. Benim gözümde torpilin açıklaması “bir göreve o görev için yeterli birikime ve donanıma sahip olmayan birinin tepe noktalarda bir yönetici ya da yöneticileri tanıyor olmasından dolayı göreve gelmesidir.” Buradaki hedefimiz özgeçmişimizin IK departmanının önüne hızlıca ve öncelikli olarak gelmesidir. Eğer yeterli donanımımız yoksa IK departmanı bizi eleyebilir (elemelidir de) . Ve şunu da kişisel olarak söylemeliyim ki profesyonel iş hayatımda Çalıştığım firmaları ve görevleri çoğunlukla kişisel bağlantılarım; ilişki ağım, yani network ‘üm sayesinde buldum.

“Ben eşitliği savunuyorum eşit koşullarda yarışırım; network falan bilmem ve kullanmam” diye düşünen idealist arkadaşlar bu noktadan sonra yazıyı okumayı bırakabilirler. Onları ütopik dünyaları ve romantik yaklaşımlarıyla başbaşa bırakıyorum 🙂 .

Peki Ama Nasıl?

Şunu itiraf etmeliyim ki güçlü bir network kurmanın sihirli bir formülü yok. Birazcık girişken olmak, insanlara “merhaba” deyip ayaküstü sohbet edip ilk izlenim konuşmasını yapmak (İlk izlenim konuşmasına da önceden hazırlanmak gerekli. Detayları İlk İzlenim Konuşması isimli yazımda. Buradan buyurun 🙂 ) Çalışıyorsanız; beraber iş yaptığınız, çalıştığınız, işiniz düştüğü zaman aradığınız kişileri arada sadece “nasılsın” demek için arayın. İnanın faydasını göreceksiniz. Bunu bir çıkar beklemeden yapın. İnsanlar bazen sadece içten bir “bugün nasılsın demek için aradım sadece” konulu telefonlara gerçekten hasret. 

Bu arada gözünüzü seveyim Linkedin ’de yüz yüze 2 dakika bile konuşmadığınız kişileri eklemeyin. Bunun size network kurmak adına hiçbir faydası yok. Nelerin faydası var? Öncelikle üniversite öğrencisi genç arkadaşlara tavsiyeler gelsin.

Üniversitelilere Networking Önerileri

-Üniversite’nin hep aynı kantin/cafe’sine gitme arada farklı olanlara da git.

-Hep aynı arkadaşların olduğu masaya oturma. Başka insanlara da merhaba deyip masalarına otur sohbet et.

-Öğrenci kulübü etkinliklerine katıl, aktif olarak rol al mümkünse

-Servis kullanıyorsan hep aynı koltuğa oturma. Farklı koltuklarda farklı kişilerle sohbet etme seçeceğin olsun.

-Hocalarla aranı iyi tut. Ders dışında da mümkünse birebir ilişki kur.

-Yazları staj yap ve farklı bölümdeki çalışanlarla da sohbet et. Stajyer Cem Yılmaz’ın dediği gibi Köle’nin Fransızcası gibi görünse de çok farklı bağlantılar kurman ve network ‘ünü geliştirmen için çok güzel bir fırsat olacaktır.

-Üniversite dışında da aktif olarak görev alabileceğin derneklere/organizasyonlara katıl.

-Okula sunuma, konuşmaya gelen önemli kişilerle mümkünse sunum sonrası muhabbetine katıl.

-İlk “Merhaba” diyen kişi olmaktan çekinme. 

-Güncel olaylardan haberdar olup fikir sahibi ol. Ortamdaki buzları kırmak ve konuşmayı devam ettirmeye yardımcı olur.

-Sohbet sırasında espriler yapmak da buzları kırmanın ayrı bir yöntemidir. Ancak insanların incinmeyeceği şekilde kullanmak önemlidir. 

Çalışma Hayatında Olanlara Networking Önerileri

İş hayatında da mantık çok benzer aslında. Ünlü iş adamları, yöneticiler çevrelerini ve de network ‘lerini geliştirmek için neler yapıyorlar, yapmışlar biraz da onlara kulak verelim.

-Uçakta ekonomi sınıfında seyahat ederseniz orta ya da koridor koltuklarını tercih edin. Böylece sağınızdaki ve solunuzdaki insanlarla sohbet etme,tanışma ve bağlantı kurma imkanınız olur.

-Toplantılara, toplantı saatinden biraz daha erken gidin. Toplantı öncesi insanlarla tanışma ve kaynaşma şansınız olur.

-Konuşma, sunum vb. etkinlik biter bitmez hemen terk etmeyin. Konuşmacı ve izleyicilerin samimi olduğu zamanlar genelde sunum sonrası, heyecan ve stresin azaldığı, bittiği anlardır.

-Mezuniyet toplantılarına/yemeklerine katılın. Hangi arkadaşlarınız neler yapmış görüp sohbet etme ve belki de sizinle aynı sınıfta olmayan pek çok kişi ile sohbet etme imkanınız olur.

-Kalabalık bir ortama girdiğinizde (sinema, tiyatro, konser vb bekleme alanları) gözleriniz yere/telefona bakmasın. Etrafınızı görmeye ve onlar tarafından görülmeye fırsat verin.

-Çok yakından tanımadığın arkadaşların, insanların düğün , nikah vb organizasyonlarına katıldığınızda yanınızdaki sandalyeyi çanta, palto, tablet, bilgisayar vb şeyler ile doldurmayın. İnsanların oturmasına fırsat verin.

Yapı olarak çekingen, utangaç bir yapınız varsa network kurmak adına yukarıdakileri uygulamak zor gelebilir. İnanın birkaç kez denerseniz bu yapınızı kurabilirsiniz. Bu arada bu yapınızın sebebi “reddedilmekten korkuyor oluşunuz” da olabilir. Üzgünüm ben bir psikolog değilim. Kök sebebi bir uzman yardımı ile bulmanız gerekli ama belki şu Tedx konuşması size bu konuda fikir verebilir. Konuşma İngilizce ama Youtube ’da Türkçe altyazı seçebilirsiniz. (What I learned from 100 days of rejection | Jia Jiang)   

Yazar Hakkında

entelmuhendis